Uluslararası Taşımada Bekleme Ücreti Kime Ait?
Uluslararası taşımacılıkta, taşımanın fiilen gerçekleşememesi veya yükün teslim edilememesi hâllerinde ortaya çıkan bekleme ücretleri, uygulamada en sık uyuşmazlık yaşanan konuların başında geliyor.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2021/8569 E., 2023/2218 K. sayılı kararı, bu konuda yol gösterici nitelikte önemli tespitler içeriyor.
Uyuşmazlığın Konusu ve Olay Özeti
Taşınan ticari malın, İran’da ilgili makamlar tarafından teslimine izin verilmemesi nedeniyle araçların beklemek zorunda kalması, uluslararası taşımacılıkta bekleme ücretinin kime ait olacağı sorusunu gündeme getirmiştir.
Taşıyıcı, bu bekleme süresine ilişkin ücretin tahsili için icra takibi başlattı. Takibe yapılan itiraz üzerine açılan itirazın iptali davası, yerel mahkeme ve istinaf aşamalarından geçerek Yargıtay incelemesine taşındı.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin Hukuki Değerlendirmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığı değerlendirirken şu temel ilkeleri vurguladı:
Taşıyıcının kusurundan kaynaklanmayan beklemelerde sorumluluk, taşıtana aittir.
Uluslararası taşımalarda uygulanan CMR hükümleri, taraflar arasında bağlayıcılığını korur.
CMR belgesinde yer alan“48 saatten sonra günlük 150 USD bekleme ücreti” düzenlemesi geçerli kabul edilmiştir.
CMR belgesinin imzasız olması, taraflar arasında kararlaştırılan bekleme ücreti hükmünü otomatik olarak geçersiz kılmaz.
Yabancı ülke makamlarının el koyma veya bekletme işlemleri, taşıyıcının kusuru olarak değerlendirilemez ve taşıyıcıya yüklenemez.
Kararın Sonucu Ve Hukuki Etkileri
Mahkeme, taşıyıcının bekleme ücretine hak kazandığına hükmederek itirazın kısmen iptaline karar verdi.
Faiz hesabı yönünden ise 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca düzeltme yapılarak karar, düzeltilmiş şekliyle onandı.
Bu karar;
Uluslararası taşımalarda bekleme ücretine ilişkin sözleşme hükümlerinin geçerliliğini,
Taşıyıcının kusuru bulunmayan hâllerde riskin kimde kalacağını,
Siyasi, idari veya ülke kaynaklı engellerin taşıyıcıya yüklenemeyeceğini
açık ve net biçimde ortaya koymaktadır.
Özellikle dış ticaret, lojistik ve uluslararası taşıma alanında faaliyet gösteren şirketler açısından, sözleşme hükümlerinin doğru kurgulanmasının ve hukuki risklerin önceden öngörülmesinin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha göstermektedir.
69
